Belediye ve Valiliğin elbirliğiyle işlediği cinayet-2

Gayrımenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun "muhafazası"nı istemesine rağmen belediye tarafından yıktırılan Abit Çelebi Hamamı'nın nasıl yıkıldığı ibretamiz bir örnektir, Konya'nın tarihi dokusunun tahribi konusunda.

O yüzden mümkün olduğunca detaylıca yazmamız gerekecek bu yıkım sürecini, çünkü 1950 ila 1961 tarihleri arasında, yani Demokrat Parti iktidarı ile 27 Mayıs darbesi esnasında yönetici sınıfın tarihi doku ve eski eserlere dair benzer bir garezi yansıttıklarını göreceğiz.

Gayrımenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu'nun  elimizdeki evraklarıından edindiğimiz bilgilere göre, Abit Çelebi Hamamı'nın muhafazasını öngören kararı 1953 tarihinde MilliEğitim Bakanlığı'na bildirmiş, bakanlık da keyfiyeti Konya Valiliği'ne bildirmekle kalmamış ve ayrıca hamamın restorasyonu için Başbakanlığa da talepte bulunmuştur. Bakanlık sadece bunlarla yetinmemiş, ayrıca hamamın açılacak (Konya Vilayet binasından Türbe'ye giden yol) üzerindeki durumunu tetkik için dünyaca ünlü mimar Bonatz'ı Konya'ya göndermiş, bu mimar da hamamın tarihi ve mimari değerini yerinde tespit ederek hamamın yolun açılmasınmı etkilemeyeceğine dair bir rapor tanzim etmiştir.

Buna karşın Belediye Başkanı ve (de!) Yüksek İnşaat Mühendisi İbrahim Aşçıgil kurulun kararına itiraz ederek hamamı Vakıflar'dan istimlak yoluyla belediyeye mal etmek üzere harekete geçince Milli Eğitim Bakanlığı devreye girerek yıkılmasına meydan vermemek üzere Konya'yı bilgilendirmiştir.

Bütün bunlara rağmen Konya Belediyesi tarihsiz ve 4048 sayılı yazıyla görev ve sornmluluklarının sınırlarını aşarak binanın tarihi ve mimari hiçbir özellik taşımadığını iddia edip mail-i indiham tehlikesi arz etmesi dolayısıyla binayı yıkma azim ve kararlılığında olduğunu bildirmesi üzerine kurul Konya'da tetkiklerde bulunmuş; binanın mail-i indiham şöyle dursun, aktif şekilde hamam olarak çalışmakta olduğunu ve hatta içinde Konya'nın geleneksele el sanatlarından olan döğme keçeciliğin de icra edildiğini tespit etmiştir. Kurul bu tespitlerini de 19 Ağustos 1955 tarih ve 426 sayılı kararla açıklamıştır.

Ancak bu belediye! Üstelik bir Konya belediyesi! Hiç durur mu? Bütün ikaz ve aleyhine alınan kararlara rağmen, kasıtla binayı yıkma kararını uygulamak için hamamı Vakıflar'dan istimlak etmiş, hamamı işleten müstecire de yol vermiştir. Niye? Çünkü, bina, Vakıflar bünyesinde oldukça ve içinde işletmeci bulundukça öne sürdükleri "mail-i indiham" tezviratının iler tutar bir yanı olmayacaktır!

Yerimiz kalmadı. Bu hikayeyi anlatmayı sürdüreceğiz. Ancak şuna işaret edelim ki inşaat mühendisi belediye başkanları Konya benzeri zengin tarihi bir mirasa sahip bir şehirde züccaciye mağazasına girmiş fil gibi o tarihi dokuyu paramparça etmenin sebebi olmaktan öteye maalesef pek geçememişler. Bugüne dek rastladığımız tüm örnekler -sözgelimi Karatay'ın peşisıra yakılıp yıkılan güzelim sivil mimari örnekleri- bu tezimizi maalesef doğrulamaktadır.

foto2-vakfiye-(1).jpg

Hamamın Vakfiyesi

 

foto2-vakfiye-(2).jpg

Hamamın içinden 1955 tarihli görüntüler

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.