Atık sularımızda korona patlamış, vaka sayımız zirvede, sahi Konya’ya ne oluyor böyle? İşte size meselenin aslı

Aziz Konyalılar! Değerli okurlar! Ne kadar kaçsak da bu konu bizi bırakmıyor. Türkiye’deki 250 atık su tesisinde yapılan incelemede SARS-CoV2 virüsü tespit edilenler arasında 2 il ön plana çıkıyormuş. 2 il diğerlerine göre açık ara öndeymiş. Biri 16 Milyon nüfusa sahip İstanbul. Onun da üstünde ise 2,3 milyon nüfusla Konya varmış…  Atık sudaki korona virüs yoğunluğunda Konya, İstanbul'u geçmiş durumdaymış.

Kim diyor bunu?  Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Bilge Alpaslan Kocamemi. Türkiye Su Enstitüsü Başkanlığı koordinatörlüğünde yapılan çalışmanın bilimsel danışmanı.

Sayın Kocamemi bu çalışmayı yaparken acaba şu bilgi kafasının bir yerlerinde var mı?  ‘TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın hazırladığı rapora göre İstanbul’daki 21 İlçenin atık suyunun organik madde giderimi yapılmadan sadece ızgara ve kum tutucudan geçirilerek, hiçbir arıtmaya tabi tutulmadan denize boşaltılıyor’ İstanbul’un atık sularının büyük bölümü arıtma tesislerine değil Haliç’in derin sularına dökülüyor anlayacağınız.

Peki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin şov maksatlı düzenlediği ‘İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi temel “atmama” törenini hatırlıyor musunuz? Hani Cumhurbaşkanımız bile planlanmış bir tesisisin yapımını sırf biz yapmadık diye saçma sapan gerekçelerle iptal eden İBB’yi eleştirmişti. Kasım 2019’da günlerce süren tartışmalar olmuştu.

İBB şuanda Millet İttifakı’nın kalesi, Konya ise Cumhur İttifakı’nın kalesi pozisyonunda. Ne zaman İstanbul büyükşehir Belediyesi’nin gol yiyeceği bir pozisyon ortaya çıksa hemen birileri çıkıp önce Konya’ya çamur atma yoluna gidiyor. Algıyı İstanbul’dan Konya’ya çeviriveriyor. Tabi bizim şehir olarak ‘sesimizin az çıkması’ İstanbul medyası ile bu bağlamda savaşacak gücümüz olmamasından kaynaklanıyor.

Ekrem İmamoğlu sırf şov için Silahtarağa’daki İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi’ni yapmadı ya hani. Algı İstanbul olmasın ki şimşekler onların üstüne çekilmesin. Oh ne ala mualla!

Allah aşkına 7 kat daha fazla nüfus olan ve daha düne kadar Türkiye’deki en çok vaka sayısına sahip olan bir şehrin atık sularındaki korona oranının Konya’dan daha az olması mümkün mü? Bu apaçık bir algı operasyonudur. Perdeleme operasyonudur.

Bu konuda anlatacaklarımın ilk fazı bunlar. İkinciye gelecek olursam. Yukarıda söylediklerimin hiçbiri Konya’da tedbirleri gevşetelim anlamı taşımıyor. Zaten atık su meselesinin aslını en ince ayrıntısına kadar araştırdım. Konunun uzmanı yetkililer ile görüştüm. Hatta ilgili raporları okudum.

 

Bildiğiniz gibi Su Enstitüsü çeşitli illerden numuneler istedi. Konya’dan da 8 noktadan numune gönderildi. İlgili çalışmada Konya’daki atık sularda inaktif (yani canlı olmayan) korona olduğu kanısına varılmış. Kesin tespit olmadığını diğer testlerin sonucunu beklemek gerektiği de belirtilmiş. Koronanın çıktığı ilk günlerde, henüz bu testler ortada yokken KOSKİ yönetimi zaten çıkış suyunda ultraviyole sistemini çalıştırıp suyu dezenfekte etmiş. Ancak her şeye rağmen bu dönemde bu suyun tarımda kullanılmaması gerektiği ön görülmüş, hem Karatay Kaymakamlığı’na hem de il genelindeki bütün muhtarlıklara mevcut arıtılmış veya arıtılmamış hiçbir atık suyun tarımsal sulama amaçlı olarak kullanılmaması gerektiği noktasında bildirim yapılmış.

İşin siyasi boyutunu bir yana bırakalım. Bilimsel tarafı da bir an için unutalım. Korona illeti başladığından beri şehirdeki yurtlarımızda karantina uygulamaları yapılıyor. Elimde resmi bir rakam yok ama biliyorum ki sayısal olarak en fazla koronalı hastayı Konya’mızda ağırladık. Bütün bu hastaların atıkları kanalizasyonlara döküldü. Evet, belki İstanbul kadar değiliz. Lakin yine de diğer şehirlerden daha yüksek olmamızı bu gerekçe açıklayabilir.

 

AYASOFYA’YI NEDEN ŞİMDİ AÇTIK?

Bizim jenerasyon belki çok farkında değil ama Ayasofya’nın ibadete açılışı 40 yaş ve üzeri için ayrı bir heyecan oluşturdu. MTTB’den Milli Görüş camiasına kadar Erdoğan’a bazı olaylarda kızanlar bile bugün hak teslimi yapıyor. Olmaz, yapamazlar dedikleri yapıldı.

Şimdi bizim içerdeki zevat hemen önümüzdeki günlerde seçim var demeye başladı. Öyle ya Ayasofya’nın ibadete açılması Erdoğan’ın oylarını 5 puan birden zıplatmış olabilir.

Peki bayram seyran değil, Ayasofya neden gündeme geldi?

Ben hiç o cenah gibi düşünmüyorum. Bakın Dünya korona virüs gündemiyle meşgul. Herkes sonbahardaki 2. dalgaya kilitlenmiş durumda. Amerika hem iç kargaşa hem de Kasım ayındaki seçimlerle meşgul. Rusya petrol ve gaz gelirlerinin düşmesiyle çarkı çevirmekte zorlanıyor. Avrupa zaten çöküşü için gün sayıyor.

Bu bölgede tek ve gerçek dinamik güç Türkiye. Bakmayın siz Ayasofya olayına batı kaynaklı tepkiler geldiğine. Asıl mesaj İslam dünyasınadır. Cumhurbaşkanı İslam dünyasına tekrar bu bölgenin ağabeyi Türkiye’dir mesajı veriyor. Zamanlama bu yüzden manidar. Zaten işin uzmanları da İstanbul’un yakında İslam orjinli sermayenin küresel finans merkezi olacağını iddia etmiyor mu? Evet, sırf bu yüzden bile Ayasofya’nın ibadete açılması ikinci bir fetihtir.

 

OKULLARIN AÇILMASI İÇİN DÜŞÜNÜLEN FORMÜL

Geçtiğimiz günlerde okulların bu sezon açılması zor demiştim. Ertesi gün Milli Eğitim Bakanlığı 31 Ağustos’ta okulların açılacağını açıkladı. Farkında mısınız bilmiyorum, hem Cumhurbaşkanının hem de Sağlık ve Eğitim Bakanlarının yaptıkları açıklamalarda hep bir ön şart var. Şartlar uygun olursa diyorlar. Yani kesin açılacak demiyorlar. Haklılar da… Peki, neden tarih verildi? Anlatayım. Türkiye’de okul ve okulla ilgili konulardan etkilenen on milyonlarca insan var. Özel okul ücretleri, servisler, yurtlar, kantinler, öğretmenler… bir çırpıda aklıma gelenler. Eğer bu zincir sekteye uğrarsa Allah korusun altında kalan çok olur.

Bu yüzden şimdilerde Milli Eğitim camiasında çokça konuşulan, son günlerde bakan ve bazı bilim kurulu üyelerinin de gündeme taşıdığı hibrit eğitim modeli tartışılıyor. Nedir hibrit eğitim modeli? Karma eğitim de denilen hibrit eğitim modeli, online eğitim modelinin ve yüz yüze eğitim modelinin birlikte uygulanması anlamına geliyor. İlkokullar için örnek verecek olursak ana dersler olan Türkçe, Matematik ve Hayat Bilgisi’ni okulda öğretmen verecek. Diğer dersler online veya ödeve dayalı olacak. Tam gün olan okullar öğrenci sayıları ikiye bölünerek ikili öğretimle aynı öğretmenin ana derslere girmesiyle çözülecek. Öğretmen yine toplamda 30 saatini dolduracak. Bina sıkıntısından kaynaklı zaten ikili eğitim veren okullarda ise vardiya sistemi devreye girecek. Çocuklar haftada 5 gün yerine okulu sırayla 2-3 gün kullanacak. Şimdilik düşünme aşamasında olan bu tedbirler vaka sayılarımız düşerse devreye alınacak. Artarsa erteleme yine gündemde.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum